Hamilelik Döneminde Beslenme

Hamilelik ve emziklilik doğurganlık çağındaki her kadın için doğal bir olaydır. Bu dönemlerde anne ve bebek sağlığını etkileyen birçok etmen vardır. Bunlar; annenin yaşı, gebelik sayısı, iki gebelik arasındaki zaman farkı, kronik hastalıklar, ilaç kullanımı, genetik yapı, annenin yeterli ve dengeli beslenmesidir.       

 Hamile olduğunu yeni öğrenen kadınların en çok ilgi çeken konulardan birisi beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğidir. Gelecek 9 ay süresince bebeğinizin gelişimine ve kendinize dikkat etmelisiniz. Bilinçli beslenerek, fiziksel açıdan aktif olarak ve yeterli düzeyde dinlenerek hem kendinizin, hem de bebeğinizin sağlığını koruyabilirsiniz.  Hamile kadının beslenmesi ile anne karnındaki bebeğin sağlığı arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Anne karnındaki bebeğin bedensel ve zihinsel olarak büyümesi ve gelişmesi annenin hamileliği süresince yeterli ve dengeli beslenmesi ile mümkündür. 

Sağlıklı bir bebeğin doğumunu birçok faktör etkilemektedir. Yaşınız ve ailenizden gelen özellikler gibi bazı faktörleri kontrol edemezsiniz. Ancak sağlıklı besinleri tüketmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, alkol tüketmemek, sigara kullanmamak ve düzenli olarak hekime gitmek size bağlıdır. 

İyi beslenen ve bilinen risklerden sakınan kadınlar gebelik süresince ve doğumda çok az komplikasyon yaşamakta ve sağlıklı bebekler dünyaya getirmektedirler. Bu nedenle doğmamış çocuğunuzun ve sizin gelecekteki sağlığınızın güvencesinin temel taşlarından birisi sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmedir.

 BESLENME NEDEN ÖNEMLİDİR?

 Hamilelikte kadının vücudunda, yeni bir canlının(bebeğin) oluşması ve büyümesi nedeniyle bazı değişiklikler meydana gelmektedir. Hamile kadın hem kendi, hem de bebeğinin gereksinimlerini karşılayabilmek için bu dönemde beslenmesine daha fazla dikkat etmek zorundadır. Bu nedenle hamile kadın hamilelik süresince;

 Kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılamak(enerji ve besin öğeleri),

  • Vücudundaki depolarını dengede tutmak,
  • Karnındaki bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesini sağlamak,
  • Emzirmeye hazırlık olarak salgılanacak sütün enerji ve besin öğelerini karşılayabilmek için YETERLİ ve DENGELİ BESLENMEK ZORUNDADIR.

            HAMİLELİKTE BESLENMEYE BAĞLI GÖRÜLEBİLEN  SAĞLIK PROBLEMLERİ

Hamilelikte yetersiz ve dengesiz beslenme; anne ve bebeğin sağlığını olumsuz etkilemekte ve beslenmeye bağlı sağlık sorunlarını ortaya çıkarmaktadır.

 KANSIZLIK

 Hamilelik süresince annenin kan hacmindeki artışla birlikte hemoglobin miktarı azalmaktadır. Kanın bir bileşeni olan hemoglobinin yapımı için demir elzemdir. Hemoglobin gelişen bebeğe plesenta ile oksijen taşınmasında görev almaktadır. Hamilelikte artan demir gereksiniminin karşılanamaması, kan hacminin artması, sık doğumlar ve düşüklerle demir depolarının azalmış olması, besinlerle alınan demirin vücutta kullanımının düşük olması kansızlığın başlıca nedenlerindendir. Hemoglobinin 11-12mg/dl olması normal bir doğum için uygundur. Kansızlık; taşikardi, yorgunluk, baş dönmesi, düşük doğum ağırlıklı bebek ve hatta bebek ölümlerine neden olmaktadır.

Yeterli Demiri Karşılayabilmek İçin;

  • Günlük beslenme programınız demir kaynaklarından zengin olmalıdır(kırmızı et, kümes hayvanları, kuru baklagiller, yumurta, tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, pekmez vb.).
  • C vitamini, demirin vücutta kullanımını arttırmaktadır. Bu nedenle demirden zengin bir öğünde C vitamininden zengin taze sıkılmış bir portakal suyu tüketmek ya da C vitamininden zengin bir salata yemek besinlerle aldığınız demirin vücutta kullanımını arttıracaktır.
  • Demirin vücudunuzda kullanımını etkileyen faktörlere de dikkat etmelisiniz. Çay içinde bulunan tanenler, kahve ve kolalı içeceklerde bulunan kafein alınan demirin vücutta kullanımını engeller. Bu nedenle bu tarz içeceklerin tüketimi yemeklerle birlikte olmamalıdır. Tüketim yapılacaksa, tüketim yemekten 1-2 saat önce ya da sonra olmalıdır.
  • Bazı durumlarda sadece besinlerle kansızlığın tedavisi mümkün olmayabilir. Bu nedenle mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Doktorunuzun önerisine göre supleman kullanmanız gerekebilir.

KABIZLIK

 Hamilelikte oluşan hormonal değişiklikler, genişleyen uterusunuza uyum sağlamak için kaslarınızı gevşetir. Bu gevşeme, barsak hareketlerinizin yavaşlamasına ve kabızlık hissinin oluşmasına neden olur. Demir suplementi kullanıyorsanız, bu kabızlığı daha da şiddetlendirir. Bazı hamileler, kabızlık ve bebekten gelen baskı ile beraber hemoroid problemiyle de karşılaşmaktadırlar. Kabızlığı beslenmenizde yapacağınız değişikliklerle önleyebilir veya hafifletebilirsiniz.

 Kabızlığı önlemek veya hafifletebilmek için;

v  Sebze, meyve, tam tahıl ürünleri ve kuru baklagiller gibi posa içeriği yüksek besinleri tüketiniz. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve, kepekli ekmek, tam tahıl ürünleri ve haftada 2 kez kuru baklagil tüketerek posa miktarını arttırabilirsiniz.

v  Günlük sıvı tüketiminizi arttırınız. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz.

v  Kuru erik, kuru kayısı ve incir doğal laksatif etkileri nedeniyle kabızlığı önleyebilir.

v  Düzenli yapılan hafif fiziksel aktivite de bağırsaklarınızın çalışmasına yardımcı olacaktır.

 ÖDEM

Ödem, özellikle hamileliğin son üç ayında görülen doğal bir olaydır. Fakat ödemin vücuttaki miktarı ve yaygınlığı önemlidir. Gebelik süresince düşük protein ve düşük kalsiyum alımı ile bağlantılı olarak aşırı ödem gelişmişse, bu preeklemsinin ya da toksik bir durumun göstergesi olabilir.

 Ödemin azalması için;

  • Tuz tüketimi minumuma indirilmelisiniz.
  • Yeteri miktarda su tüketilmelisiniz.
  • Sodyum oranı yüksek salamura yiyecekler, tuzlu zeytin, hazır çorbalar, turşu, içme sodasının tüketimi kaldırılmalıdır.

 OSTEOMALASİA 

Hamilelikte kemik dokusunun yapımı ve sağlığı için gerekli olan kalsiyum, fosfor gibi minerallerin yetersiz tüketimi ve D vitamininden yeterli düzeyde yararlanılamaması anne kemiklerinden kalsiyum ve fosfor çekilmesine, dolayısı ile kemiklerin yumuşamasına ve yapısının bozulmasına neden olur.

Bu nedenle hamilelik süresince kalsiyum kaynağı olan süt, yoğurt, peynir gibi süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık, pekmez gibi besinlerin yeterli tüketimi bebeğin ve annenin kemik yapısının gelişmesini sağlar. Annenin kemik yapısının bozulmasını engel olur. Beslenmesine dikkat eden anneler menopoz döneminde osteoporoz oluşum riskini de azaltmış olur. 

 AŞERME

 Hamilelik döneminde hormonal değişikliklerle ortaya çıkan aşerme; bazı besinlere karşı şiddetli bir istek veya aşırı bir isteksizlik durumu olarak tanımlanmaktadır. Tat değişiklikleri genellikle hormonal değişimlerin bir sonucu olup çoğunlukla gebeliğin üçüncü ayından sonra düzelmektedir.

 BULANTI

 Genellikle hamileliğin ilk üç ayında görülen bulantılar östrojen hormonunda meydana gelen azalmalara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Hamilelerin %50-90’ı sabah bulantısı çekmektedir. Bulantılar gündüz veya gece herhangi bir saatte görülebilir. Günde 2 den fazla kusuyorsanız mutlaka doktorunuza danışmalısınız. 

Bulantı ve kusmaları azaltmak için;

v  Hamilelik sırasında kokuya karşı hassasiyet artmaktadır. Normalde rahatsız olmadığınız kokular bu dönemde sizi rahatsız edebilir. Bu nedenle çok yoğun yemek kokusu olan ortamlarda bulunmamalısınız.

v  Yataktan yavaşça kalkmalı ve ani hareketlerden kaçınmalısınız.

v  Yataktan kalmadan önce sade kraker, kızarmış ekmek veya tahıldan yapılmış kuru besinler tüketmelisiniz.

v  Midenizin boş kalmasını engellemek için azar azar ve sık sık beslenmelisiniz.

v  Başta su olmak üzere içecekleri besinlerle birlikte değil öğünden önce veya sonra almalısınız.

v  Öğünlerinizde patates, makarna, sebze, meyve gibi kolay sindirilebilen besinler tercih etmelisiniz.

v  Yiyeceklerinizi kızartma ya da kavurma işlemi uygulayarak tüketmemelisiniz.  Izgara, haşlama veya fırında pişirmelisiniz.

v  Yemeklerden sonra biraz dik durmak bulantıyı azaltacaktır.

v  Yağlı besinler tüketmek mide bulantınızı arttıracağı için yağ oranı düşük besinler tercih etmeli yemeklerde kullandığınız yağ miktarının azaltmalısınız.

 MİDE YANMASI 

Daha çok hamileliğin son üç ayında görülen mide yanması ve ekşimesi, bebeğin sindirim organları üzerine baskıda bulunması sonucu oluşmaktadır. Ayrıca sindirim sisteminin çalışmasının hormonların etkisinde(özellikle progesteron hormonu) yavaşlaması sonucunda alt özefagus sfinkter basıncının azalması ile yemek borusunda dalga şeklinde hareketlerle ilerleyen yiyeceklerin gidişi hamilelik sırasında yavaşlamaktadır. Midenin boşalması gecikmekte ve yiyecekler sindirim sisteminden daha yavaş ayrılmaktadır. Bunun sonucunda hazımsızlık, şişkinlik ve bulantı hissi gibi şikayetler de görülmektedir. Bunların yanı sıra hamilelikte artan progesteron hormonu, mide ile yemek borusu arasındaki büzücü kasların gevşemesine ve mide asit içeriğinin yemek borusuna geçerek göğüste yanma şikayetin oluşmasına neden olmaktadır.

 Mide rahatsızlığını hafifletmek için;

  • Azar azar ve sık aralıklarla beslenmelisiniz.
  • Çok yağlı ve soslu besinlerden kaçınmalısınız.
  • Pişirme yöntemi olarak kızartma ya da kavurmayı değil, haşlama, ızgara ya da fırında pişirmeyi tercih etmelisiniz.
  • Yemekten sonra yürüyüş yapmalısınız.
  • Uyurken başınızı yüksek tutmalı ve rahat kıyafetler giymelisiniz.
  • Çay, kahve, kakao gibi kafeinli içecekler mide ekşimesi ve yanmasını daha çok arttıracaktır. Bu tür içecekleri tercih etmemelisiniz.
  • Yemekten en az 2 saat geçtikten sonra yatmalısınız.

 HAMİLELİK VE AĞIRLIK KONTROLÜ 

Hamile kalan bayanların en büyük korkularından biri de hamilelik süresince fazla kilo almaktır. Hamilelik süresince aldığınız kilolar bebeğinizin gelişimi için aldığınız sağlıklı eklerdir. Annenin vücudundaki değişikliklere uyum sağlaması ve bebeğinin normal gelişimi için ağırlık kazanımı çok önemli ve normaldir. Fetus ağırlığının yanı sıra artan kan hacmi, büyüyen göğüsler, plesenta ve aminiyotik sıvı annenin ağırlık artışının nedenleridir. Bu nedenle hamilelik süresince kilo almamak ya da yeterince kilo almamak bebeğinizin ve sizin sağlığınız için risk yaratır.   

Hamilelik süresince asla zayıflama diyeti yapmamalısınız. Baştan sağma kalori hesabı yaparak kilo vermeye çalışmak ya da kiloyu korumak için hamilelik dönemi uygun bir dönem değildir. Bebeğinizin doğum ağırlığı ve sağlığı gelecek dokuz ay boyunca sizin ağırlık kazanımınıza bağlıdır. Sınırlandırılan ağırlık kazanımı; gelişimini tamamlanmamış düşük doğum ağırlıklı bir bebek veya erken bebek dünyaya getirme ihtimalinizi artıracaktır.

Hamilelik süresince ne kadar kilo alınması gerektiği annenin hamile kaldığı yaş, hamile kaldığı kilo gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Hamilelik öncesi ağırlığı; boyuna göre normal olan kadınların hamilelik süresince ağırlık kazanımı 12,5-17,5kg, zayıf olan kadınların 14-20kg, şişman olanların ise 7,5-12,5kg olarak beklenmektedir.                     Adölesanların(18 yaş altı) büyüme dönemi devam ettiğinden, büyümeleri ve sağlıklı bir hamilelik geçirmeleri için enerji ve besin öğeleri gereksinimlerinin karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle 14-20  kg ağırlık kazanımı sağlanmalıdır. Yine ikiz bebeklerde de kilo alımı daha farklıdır. İkiz bebek bekliyorsanız 17,5-22,5 arasında kilo almanız beklenmektedir.

    YAKLAŞIK AĞIRLIK KAZANIMI(KG) 

BEBEK                         3,5-4
PLESENTA                         0,5-1
AMNİYOTİK SIVI                            1
ANNE  
Göğüsler                          0,5
Uterus                            1
Kan hacminde artış                          1,5
Vücut yağı                2,5 veya daha fazla
Artan kas dokusu ve sıvı                         2-3,5
TOPLAM  MİNUMUM  12,5 KG

 Sağlıklı bir hamilelik için alınan kilonun hızı da çok büyük önem taşımaktadır. Hamileliğin ilk üç ayı için beklenen ağırlık kazanımı 1-2 kg olup, adölesanlarda 2-3 kg’dır. Daha sonraki dönemlerde de haftalık olarak 0,5 kg ağırlık kazanımı beklenmektedir.

 HAMİLELİKTEKİ ENERJİ VE BESİN ÖĞESİ GEREKSİNİMLERİ

 Hamilelik süresince, sağlıklı bir bebeğin gelişimini sağlamak için çoğu besin öğesinin gereksinimi artmaktadır. Diyetiniz yetersizse, bebeğinizin gelişimi bozulabilir ve düşük doğum ağırlıklı doğabilir. Bütün besin gruplarının yeterli ve dengeli düzeyde alımı, artan besin öğesi gereksinimini sağlamak için en iyi yoldur. Unutulmaması gereken, ikiz veya daha fazla bebek için beslenirken, kalori gereksiniminizin ikiye katlanmadığıdır. Gerçekte sizin ve bebeğinizin enerji gereksinimini temin etmek için, günlük 300 kalorilik bir ekstra enerji ilavesi yapılarak tüm gereksiniminizi karşılanmış olursunuz.

 Bebeği Geliştiren Protein…

Gelişen bir bebeğin vücut hücreleri proteinden yapılır. Vücudunuzdaki değişiklikler ve özellikle de plesenta, proteine gereksinim duyar. Hamileliğin 6. ayından sonra fetüs daha hızlı büyür. Protein gereksinimi artar. Hamilelik döneminde günlük fazladan 20 gr proteine ihtiyacınız vardır. Vejeteryenseniz ve sebze, meyve, tahıl ürünleri, kurubaklagil tüketiyorsanız, yeterli proteinin sağlanmasında bir problem çıkmayacaktır. En iyi protein kaynakları; yumurta, et, tavuk, balık, süt, yoğurt, peynir, fındık, ceviz ve kuru baklagillerdir. Günlük beslenmenizde proteinden zengin yiyeceklere yer vererek günlük protein ihtiyacınızı karşılamalısınız. Örnek verecek olursak; 90 gr kırmızı etten yapılan köfte 18 gr, 320 ml süt 8 gr civarında protein sağlamaktadır.

  Fetus İçin Enerji…

 Proteinin görevini gerçekleştirebilmesi için enerji gereksiniminizin yeterli düzeyde karşılanması gerekmektedir. Yeterli düzeyde enerji almıyorsanız, vücudunuz proteinleri hücre yapımı için değil, enerji elde etmek için kullanır. Enerjinin başlıca kaynağı ise karbonhidratlardır. Çabuk ve verimli bir şekilde enerjiye dönüşürler. Fakat fazla karbonhidrat alımı, vücutta yağ birikimini artıracağından diyetle yeterli ve dengeli miktarlarda alınmalıdır. En iyi karbonhidrat kaynakları; meyve, ekmek, makarna, pirinç, mısır, tam tahıllı yiyecekler, kuru baklagillerdir. Besinlerde buluna yağlar da enerji gereksinimi için kullanılmaktadır. Fakat enerjinin çoğunluğu karbonhidratlardan gelmelidir.

 Yaşamsal Önemi Olan Vitaminler…

 Karbonhidratlar insan yaşamını yakıtıysa, vitaminlerde bujileridir. Hamilelik süresince belirli vitaminlere olan gereksinimler artmaktadır. Belirli vitaminler, yeni bir yaşamın oluşumunda etkili olan hücre bölünmesi için özellikle önemlidir.

 Folik Asit

 Sağlıklı bir hamilelik için bütün besin öğeleri önemlidir. Fakat folik asidin ayrı bir önemi olduğu bilinmektedir. Yeni hücrelerin oluşturulabilmesi için folik aside ihtiyaç vardır. Hamilelik sırasında folik asit, bebeğinizin omuriliğini oluşturan nöral tübün gelişmesine yardımcı olur. Nöral tüp, hamile kaldıktan hemen sonra şekillenmeye başlar. Hamileliğin ilk haftaları ve ilk üç ayında yeteri kadar folik asit tüketen kadınlarda spina bifida gibi nöral tüp defektli bebek doğurma riski azalabilir. Kadınlar, doğurganlık yıllarında folik asit ile zenginleştirilmiş yiyecekler ve/veya vitamin suplemanları, doğal folik asit içeren yiyeceklerle günde 400 mcg folikasit tüketmelilerdir. Folik aside olan gereksinim hamilelik süresinde ise 600 mcg’a çıkmaktadır. En iyi folik asit kaynakları; yeşil yapraklı sebzeler, karaciğer, böbrek gibi organ etleri, pancar, brokoli, bamya, kuru baklagiller ve buğday embriyosudur.

 A vitamini

 Tüm vücut dokularının ve hücrelerinin sağlığına ve büyümesine katkıda bulunur. Hamileliğiniz süresince normal diyetiniz yeterli düzeyde A vitamini sağlamaktadır. Ekstra bir desteğe ihtiyacınız yoktur. Havuç, kayısı, kabak, kavun, şeftali gibi sarı besinler, ıspanak, brokoli, maydanoz, dereotu, roka, tere gibi yeşil sebze ve meyveler A vitaminin en iyi kaynaklarıdır. Aşırı alınan A vitamini bebekte yarık damak ve konjenital kalp hastalıklarına neden olabilir. Aşırı tüketimi önlenmelidir.

 B grubu vitaminleri

Sağlıklı bir hamilelik için besinlerden gelen enerjinin kullanılmasında daha fazla tiamin(B1 vitamini), riboflavin(B2 vitamini) ve niasine gereksinim vardır. Yeni vücut hücrelerinin yapımında ise B6 vitaminine gereksiniminiz fazladır. En iyi kaynakları; et, makarna, pilav, kuru baklagiller, tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, süt, peynir, yoğurt, mantar, yerfıstığı, yumurtadır. Yine bu dönemde özelikle DNA oluşumu ve kan yapımında önemi olan B12 vitaminine olan ihtiyaç artmaktadır. B12 vitamini yalnızca hayvansal kaynaklı gıdalardan sağlandığı için vejeteryenlerin özellikle dikkat etmesi gereken önemli bir konudur.

D vitamini

 Hamilelikte gereksiniminiz olan kalsiyumun vücudunuzda emilimine yardımcı olmak için, yeterli düzeyde D vitaminine ihtiyacınız vardır. D vitamini; yağlı balıklar, yumurta sarısı, peynir ve sütte bulunur. En iyi kaynağı ise güneş ışınlarıdır.

 C vitamini

 C vitamini, demirin bağırsaklardan emiliminde, vücudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı direncinin arttırılmasında ve metabolizmanızdaki pek çok biyokimyasal süreçte gerekli bir vitamindir. Hamilelikte C vitamini gereksinimi metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak artmıştır; ancak düzenli bir şekilde beslenen hamilelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir.

C vitamini portakal, limon, kırmızı ve yeşil biber, domates, çilek, greyfurt, karnabahar,  lahana,  brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzede bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır. Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur. Besinleri tazeyken tüketmeli, iyi yıkanmış sebzeleri çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz. Ayrıca hamilelere uzun süre beklemiş, doğal içerikli olmayan, konserve ve benzeri gıdalar da önerilmez.

  Mineraller…

 Vücut yapısının gelişimi için, protein ve vitaminler ile birlikte mineraller de, kan hücrelerinin ve diğer vücut dokularının yapımında görev alırlar. Bu nedenle mineraller sağlıklı bir hamileliği destekleyen birçok vücut sürecinde rol oynarlar.

Hamilelik süresince vücut özellikle iki minerale gereksinim duyar. Bu mineraller kalsiyum ve demirdir. Yeterli düzeyde tüketmemeniz, büyüyen bebeğinizin kemiklerinizdeki kalsiyumu ve kanınızdaki demiri kullanmasına neden olacaktır.

 Kalsiyum;

 Bebekte kalsiyum birikimi 4. ayda başlar. Hamilelik süresince kemik yapısını oluşturan kalsiyumun yeterli miktarda alımı, bebeğin iskelet yapısı gelişirken annenin de kemik kitlesinin korumasına yardımcıdır. Yeterli miktarda kalsiyum tüketimi daha sonraki dönemde osteoporoz riskine karşı korur. Hamile kadınların günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mg’dır. En iyi kalsiyum kaynakları; yağsız ya da az yağlı süt, yoğurt ve peynir, sardalya ve hamsi gibi kılçığıyla yenilen balıklar, kuru baklagiller, yeşil sebzeler, fındık, badem ve kuru incirdir.

 Demir 

Hamilelikte artan demir gereksiniminin karşılanması için normal gereksinime ek olarak 20 mg demir alınmalıdır. Beslenme programınızın içinde demirden zengin et, kümes hayvanları, kuru baklagiller, tam tahıl ürünleri, kuru meyveler yer almalıdır. Bitkisel gıdalardaki fitik asit, oksalik asit ve çaydaki tanen, kahve ve kola gibi içeceklerde bulunan kafein demiri bağlayarak yararlılığını azaltır. Özellikle bitkisel gıdaların, hayvansal gıdalarla ve C vitaminiyle birlikte tüketimi demir emilimini artırır.

 Çinko

Yeni vücut proteinlerinin yapımında, bebeğinizin hücre büyümesinde ve beyin gelişiminde rol oynayan diğer bir elzem mineraldir. En iyi çinko kaynakları; deniz ürünleri,  etler, buğday embriyosu, kuru baklagiller ve mantardır.

             İyot

            Protein yapımı, büyüme ve kemik gelişimi için gereklidir. Troid hormonlarının çalışmasını düzenler. Enerji metabolizmasına etki eder. Hamilelik döneminde annedeki iyot ve troid yetersizliklerine bağlı olarak çocukta kretenizm denilen zihinsel bir hastalık görülür. İyot; su, deniz ürünleri ve sofra tuzunda bulunur. Aşırı tüketimi ise bebekte troid bezi büyümesine neden olur.

 Su      

Su, önemli besin öğelerindendir. Vücudun taşıma sisteminin bir parçası olan su, besin öğelerini vücut hücrelerine taşır ve bazı ürünleri ortamdan uzaklaştırır. Besin öğelerinin bebeğinize plesenta yoluyla taşınmasını sağlar. Yalnız tüketilen suya toxoplazma gibi enfeksiyonlardan korunmak için dikkat edilmelidir.

 Toxoplasma’dan korunmak için;

v  Ellerinizi öğün önceleri düzgün şekilde yıkayın.

v  Sebze ve meyveleri tüketmeden önce uzun süre yıkayın.

v  Çiğ veya iyi pişmemiş et ve et ürünlerinden (sucuk, salam, sosis, çiğ köfte gibi) kaçının.

v  Evinizde kedi veya köpek besliyorsanız aşılarını ihmal etmeyin. Onlara da çiğ et vermeyin ve yakın temastan kaçının.

 Çay, Kahve ve Kafeinli İçecekler

 Kahve ve kolalı içeceklerin içinde bulunan kafein ve çaydaki tanen maddeleri plesentayı geçerek çocuğun kan dolaşımına girerler. Yüksek oranda kafein tüketiminin erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğum riskini arttırdığını göstermiştir. Bu annelerin bebeklerinde doğum sonrasında uyanık kalma süreleri daha uzun olup, solunum dakika sayıları da fazladır. Bu maddeler demir emilimini de engelliyerek alınan demirin vücutta kullanılmasına engel olurlar. İdrar söktürücü oldukları için sıvı kaybını ve bununla birlikte kalsiyum atımını arttırırlar. Sinirlilik ve huzursuzluk yaparak zaten psikolojik dalgalanmaları olan anneleri daha da huzursuz ederler.

 Alkol Tüketimi

Hamilelikte alınan alkol, bebeğe ve hamileliğin seyrine olumsuz yönde etkiler yapmaktadır. Anne ve bebek kan dolaşımı ortak olduğundan alkolün aynı şekilde bebeğe de geçebileceği unutulmamalıdır. Hamilelikte tüketilen alkol bebekte ciddi gelişme geriliği, zihinsel yetersizlikler, yüz kemiklerinde az gelişme, yarık damak ve eklem anomalileri gibi çeşitli sorunlara neden olmaktadır. Hamilelik için güvenilir alkol dozu yoktur.

HAMİLELER İÇİN GEREKLİ GÜNLÜK BESİN TÜKETİM MİKTARLARI:

Besin Grupları:                                

Süt yoğurt                                              2 su bardağı

Peynir                                                    2 kibrit kutusu

Et, tavuk, balık                                      3-4 porsiyon

Yumurta, kuru baklagiller                     1 porsiyon

Taze sebze ve meyveler                        5-7 porsiyon

Tahıllar

 Ekmek                                             4-6 dilim

 Pirinç, makarna, bulgur v.b            Hiç veya 2-3 porsiyon                   

 HAMİLELİKTE ORUÇ TUTMAK Doktorundan onay alan hamile bir kadının oruç tutmasında dengeli ve düzenli beslenme prensiplerine uyulduğu takdirde sakıncası yoktur. Bu dönemde beslenme menüsü, anne ve bebeğin ihtiyaçlarını en iyi miktarda karşılayacak şekilde düzenlenmelidir. Diyabet, kalp, hipertansiyon gibi hastalıklar varsa oruç kesinlikle tutulmamalıdır.

 Hangi Hamileler Oruç Tutamaz?

 Anne adayının sistematik rahatsızlıkları varsa, bebeğin gelişimde problem gözleniyorsa ve doktoru uygun görmüyorsa oruç tutmak hem anne adayı, hem de bebek için sakıncalı olabilmektedir. Hamilelik enerji ve değişik besinlerin gereksiniminin arttığı dönemdir. Oruç bu gereksinimlerin karşılanmasını engelliyorsa kesinlikle oruç tutulmamalıdır. Ayrıca gebelikte bulantı, kusma, mide ekşimesi ve mide yanması yakınmaları olabilir. Bu şikayetler uzun süren açlık dönemlerinde daha da artar. Bu gibi durumlarda anne sağlığı açısından oruç tutulması doğru değildir.