İnsülin Direnci ve Beslenme

  İnsülin; Kas, yağ ve karaciğer gibi kan şekerini kullanan dokulara şekerin alınması ve kullanılmasını sağlayan, pankreastan salınan bir hormondur. pankreas bezindeki beta hücrelerinden salgılanır. Pankreas bezinden insülin salgılanması kan şekeri seviyesine göre ayarlanır. Pankreasdan insülin salgılanmasının nedeni yemek yiyince kanda artan kan şekerini düşürmek yani normale getirmek içindir. 

Kandaki şekerin hücrelere girmesi pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu sayesinde olur. Kısacası İnsülin hormonu kan şekerini düzenleyen bir hormondur. insülin hücrelerin ihtiyacından fazla olan kan şekerini ise yağ olarak depolayan bir hormondur. Bu nedenle insülini yüksek olan kişilerde yağlanma kilo alımı başlar.

İnsülin direnci, dünyada ve Türkiye'de yaygın görülen bir sorundur e 40-45 yaş arasındaki erkeklerde yüzde 40'lar civarında görülürken kadınlarda en sık görüldüğü dönem 45-50 yaş arasındadır. 

İnsülin direnci genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme sonucu oluşur. İnsülin direncini sıklıkla genetik yatkınlık zemininde görmekle beraber, son zamanlarda insanların daha sedanter bir yaşam sürmesi, rafineri gıdaların tüketiminin artışı ve "fast food" tarzı beslenmeye olan rağbet ile çevresel etkenlerin ağırlığını daha çok hissetmekteyiz.

   İnsülin Hormonu bu görevini şu şekilde yapar:
1. Karaciğerden glukoz (kan şekeri) yapımını azaltır
2. Kas ve yağ dokusu tarafından kan şekeri alınmasını artırır
3. Kan şekerinin karaciğerde glikojen olarak depolanmasını artırır
4. Yağ dokusundan yağ asitlerinin çözülmesini önlemek
5. Keton oluşumunu önler
6. Protein metabolizmasını ayarlar
7. Kanda sodyum ve potasyumu etkiler.

şeker yükü fazla olan ve kan şekerini ve insülin hormonunu kanda hızla yükselten beyaz ekmek, beyaz pirinç pilavı, kurabiye gibi gıdalar, yendikten kısa bir süre sonra tekrar acıkmaya neden olmaktadır. Bu gıdalar yendikten sonra kanda yükselen insülin hormonu kan şekerini daha fazla düşürerek açlık hissi duymamıza neden olmaktadır. Karbonhidrat, yağ ve protein gibi gıdalar arasında, en fazla tokluk hissi veren proteinlerdir. İştahın veya tat almanın oluşmasında genlerimizin rolü de büyüktür. Bazı bilim adamları ise insanların her gün aynı hacimde gıda aldığını, bu nedenle gıda hacminin posalı gıdalar, meyve ve sebzelerden oluşmasının kilo kaybında önemli olduğunu ileri sürmektedirler.

Obezite yani kilo almaya neden olan hormonlardan birisi kanda insülin hormonunun yemek sonrası yüksek olmasıdır. Yüksek glisemik indekse sahip yani kan şekerini hızlı yükselten karbonhidratların devamlı fazla yenmesi kanda insülin hormonunun hep yüksek olmasına, doygunluğun kısa süreli olmasına, açıkma ataklarına ve kilo almaya neden olur. Bu kişiler kolay kilo alır, zor kilo verir.

Kanda yüksek olan insülin önceleri kan şekerini hücrelere sokar, fakat daha sonra bu görevini yapamaz hale gelir. İşte insülin hormonunun yeterince etkili olamamasına İNSÜLİN DİRENCİ (Rezistansı) adı verilir. İnsülin direnci’ni kan damarıyla hücre arasında bulunan bir duvar olarak düşünebilirsiniz. Bu duvar (insülin direnci) kandaki glukozun kas ve yağ hücresine girmesini önler. Duvar yükseldikçe (insülin direnci arttıkça) kan şekerinin hücreye girmesi için daha fazla insülin salgılanması gerekir. Pankreasdan salgılanan insülin hormonu salgısı, belirli bir süre sonra pankreas bezinin çok çalışmaktan dolayı yorulması nedeniyle azalır ve şeker hastalığı ortaya çıkar. Bu süreçte önce reaktif hipoglisemi (acıkma atakları), gizli şeker ve sonra aşikar şeker hastalığı ortaya çıkar.

İnsülin direncinin etkili olduğu yerler kaslar ve karaciğerdir. Kandaki şeker kaslar ve karaciğer tarafından çok miktarda alınır. Eğer direnç varsa yani insülin yeterince etkili değilse yemek sonrası kanda artan şeker kas ve karaciğere giremediği için kanda birikmeye başlar ve kan şekeri yükselir.

İnsülin direnci hücrelerde bulunan mitokondriumdaki değişiklikler nedeniyle oluşabildiği gibi insülin reseptörlerindeki değişiklikler sonucu ortaya çıkabilmektedir.

İnsülin hormonu yağ dokusundan yağların çözülmesini engelleyen bir hormondur. İnsülin etkisi azalınca yağ dokusundan yağlar çözülmeye başlar ve kanda yağ asitleri veya yağlar artmaya başlar.

Karaciğerde oluşan şeker üretimi sağlıklı kişilerde insülin hormonu tarafından baskılanır. Şeker hastalarında ise insülin etkisi olmadığından karaciğerden de aşırı miktarda şeker üretilir ve kan şekeri yükselir. Açlık kan şekeri 100 mg/dl ‘yi geçtiği andan itibaren karaciğerde şeker üretimi artmış demektir.

İnsülin Direncinin Belirtileri:

1. Yorgunluk, halsizlik
2. Hızlı Kilo alma
3. Zor kilo verme
4. Doymama, sık acıkma
5. Uyku basması
6. Gün içinde acıkma atakları olması
7. Tatlıya düşkünlük
8. Kilo verememe
9. Terleme
10. Erkeklerde göbeklenme
11. Kadınlarda kalçalarda ve göbekte yağlanma
12. Tansiyonda yükselmelerin başlaması
13. Performanda azalma
14. Konsantrasyon bozukluğu
15. Unutkanlık
16. Yemeklerden sonra uyuklama

İnsülin Direnci ve Beslenme

Toplam alınan günlük kalorinin yaklaşık %50-60’ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Lif oranı yüksek, rafine olmamış, kepekli ekmek, kepekli pirinç, kepekli makarna, kuru baklagiller gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Karbonhidrat içeren besinler, kan şekerinin daha düzenli yükselmesi için protein içeren besinlerle alınmalıdır. Kabuğu ile yenebilen meyvelerin soyulmadan yenilmesi, kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller. Aynı şekilde daha fazla lif alınabilmesi için meyvenin suyu değil meyvenin kendisi tüketilmelidir.
Zengin karbonhidrat kaynağı olan çay şekeri, şeker ve şekerlemeler, reçel, pekmez, bal, çikolata, dondurma, helva çeşitleri, hazır meyve suları, şekerli kurabiyeler, tatlılar gibi yiyecek ve içeceklerin içindeki şekerler vücudunuzda hızlı bir şekilde glikoza çevrilerek kana geçerler ve kan şekerinizde ani yükselmeler meydana getirirler. Yüksek kan şekeri sağlığınız için arzu edilen bir durum olmadığından bu tür yiyeceklerin diyetinizde yer almaması gereklidir. 1 gr karbonhidrat 4 kkal enerji sağlamaktadır.
Karbonhidrat tüketiminde dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da glisemik indeksi düşük besinlerin seçilmesi gerektiğidir. Alınması gereken enerjinin %12-15’inin proteinlerden gelmesi gerekmektedir.

Günlük alınan enerjinin % 30’u yağlardan gelecek şekilde düzenlenmelidir. Diyabetlilerin beslenmesinde doymuş yağ içeriği yüksek olan yağlar yerine, doymamış yağ içeriği yüksek olan yağlar tüketilmesi uygundur. Sebze yemeklerine koyacağınız yağ miktarını 1 kg sebzeye 4 yemek kaşığı sıvıyağ olacak şekilde ayarlamalısınız. Şeker hastalığında koroner kalp hastalığı oluşum riski yüksek olduğundan aşırı yağlı yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Besinlerin kan şekerini yükseltme hızına glisemik indeks denir. Eşit miktarda karbonhidrat içerseler de yiyeceklerin kan şekerini arttırıcı etkileri birbirinden farklıdır. Glisemik indeks, yüzde(%) olarak ifade edilir. Yüksek glisemik indeksli besinler tüketildiğinde daha fazla insülin salgılanır. Kişide açlık hissi daha çabuk gelişeceğinden takip eden öğünlerde daha fazla besin tüketimi söz konusu olur. Yüksek miktarlardaki insüline bağlı olarak vücutta biriken yağ miktarı artış gösterir. İnsülinle beraber salgılanan bazı hormonlar ise protein yıkıcı özelliklere sahip olup istenmeyen bir şekilde yağsız vücut kütlesinde kayıplara neden olabilir. Öğün atlamak bir sonraki öğünde daha fazla besin tüketmenize, böylece daha fazla enerji almanıza ve de kan şekerinizin daha fazla yükselmesine neden olur. Kan glikoz düzeyinin normal sınırlarda tutulması için öğün sıklığı ve sayısı önemlidir. Besinlerin 3 ana 3 ara öğünde tüketilmesi en uygun olanıdır. Böylelikle insülin veya ilaç kullanımı daha dengeli olacak, insüline veya ilaca olan gereksinim azalacaktır.