Kalp ve Damar Hastalıkları

Dakikada 60-80 kez atarak, vücudun tüm doku ve organlarına oksijen ve besin öğelerinin ulaşmasını sağlayan kalp ve bu iletimi sağlayan damarların sağlığı çok önemlidir. Yapısı ve fonksiyonu bozulmuş kalp ve damarlar, birçok hastalığa zemin hazırlar.
Sağlıklı bir damarın iç yüzeyi pürüzsüzdür. Çeşitli nedenlerle iç yüzeyde meydana gelen deformasyonlar zamanla plak adı verilen tabakaların oluşmasına neden olurlar. Oluşan plaklar damarların esnekliğini azaltır, kan akışına engel olurlar. Bu duruma mümkün olabildiğince önleyebilmek kalp ve damar hastalıklarına açısından oldukça önem taşır.

KALP ve DAMAR HASTALIKLARI İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ

KAN KOLESTEROL DÜZEYLERİ:
Kan kolesterol düzeyinizdeki değişiklikler kalp hastalıklarının oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Kolesterol seviyenizin yüksek olması kalp hastalıklarına yakalanmanızda etkili olan faktörlerin içinde en önemli olanıdır. Yüksek kötü kolesterol(LDL) ya da düşük iyi kolesterol(HDL), kişilerde kalp hastalığı oluşma ve kalp krizi geçirme riskini arttırmaktadır.

Hiperkolesterolemi ve Kalp Hastalığı:
Eğer kanınızda yüksek miktarda kolesterol bulunuyorsa bu fazla kolesterol, arter denilen damarlarınızın duvarlarında birikir. Bu durum damarlarınızın iç duvarlarının kalınlaşmasına ve kan akışınızın yavaşlamasına neden olur. Bildiğiniz gibi kan kalbe oksijen taşımaktadır. Kanın akışının azalması kalbe oksijen gelişini azaltır. Bunun uzun süre devam etmesi kalp krizinin ortaya çıkmasına yol açar. Sadece yüksek kolesterol kalp hastalığının oluşmasına neden olmamaktadır. Ancak şu unutulmamalıdır ki kan kolesterol düzeyini düşürmek kalp hastalıklarının ve kalp krizinin oluşma riskini azaltmaktadır. Bu nedenle de 20 yaş ve üzerindeki herkes en az 5 yılda bir kan yağlarını kontrol ettirmelidir.

LDL: Düşük yoğunluklu lipoprotein olarak adlandırılır. LDL plazmada başlıca kolesterol taşıyıcı lipoproteindir. Bununla beraber, LDL birçok hücrede kolesterol kaynağı olarak da kullanılır. LDL kolesterol, arter duvarlarında plakların tutulmasına neden olan kolesteroldür. Bu plakların oluşması ile de ateroskleroz(damar sertliği) riski artar.
HDL: HDL yüksek yoğunluklu lipoprotein olarak adlandırılır. HDL, kolesterolü kandan ve arter duvarlarından alır ve karaciğere ya da ihtiyacı olan hücrelere taşıyarak yok olmalarını sağlar, yani arterlerdeki birikintinin temizlenmesine yardımcı olur. Bu yüzden iyi kolesterol adıyla bilinir. HDL kolesterol kalp hastalıklarından korunma için önemli göstergelerden biridir. HDL ne kadar yüksek olursa kalp hastalığı oluşma riski o kadar azalmaktadır.
VLDL: Çok düşük yoğunluklu protein olarak adlandırılır. VLDL karaciğerde yapılır ve üretimi yağ asidi sağlanmasıyla uyarılır. Karaciğere artmış yağ asidi girişi yağlı diyetle veya çeşitli metabolik durumlarda(örneğin diyabet) ya da açlıkta ikincil olarak yağ asitlerinin yağ dokusundan salınımına bağlı olarak ortaya çıkar.
TRİGLİSERİD: Kolesterol gibi kanda çözünen bir yağdır. Yüksekliğinde kolesterol gibi kalp hastalığı oluşumuna neden olabilmektedir. Trigliserid, adipoz dokuda depolanan yağ miktarıdır. Fazla karbonhidrat içeren, özellikle de basit şeker alımı yüksek bir beslenme trigliserit düzeyini kanda yükseltir. Alkoliklerde, obezlerde, böbrek hastaları ve diyabet hastalarında kan trigliserit düzeyi genelde yüksektir.

KAN KOLESTEROL DÜZEYİNİ ETKİLEYEN ETMENLER:

1-Bireye Bağlı Olan Etmenler:

BESLENME ŞEKLİ: Eğer yağlı yiyecekleri çok fazla tüketiyorsanız kanınızdaki LDL seviyesi yükselecektir. Kolesterol; et, peynir gibi hayvansal gıdalarda ve hazır gıdalarda çokça bulunur. Bunları sık tükettiğinizde vücudunuz daha çok doymuş yağ ve kolesterol emer. Bu da kan yağlarınızın yükselmesine ve kalp damar sağlığınızın bozulmasına neden olur.

HARAKETSİZ YAŞAM: Diyet kadar önemli bir risk faktörüdür. İstatistikler fiziksel aktivite ile kolesterol düzeylerinin direkt ilişki olduğunu göstermektedir. Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde HDL düşük, LDL yüksektir ve koroner arterlerde plaklar oluşmaktadır.

VÜCUT AĞIRLIĞI: Hafif şişman ve şişman olmak kalp hastalıkları için risk faktörüdür. Bu kişilerin kanlarında kolesterol ve trigliserid miktarları oldukça yüksektir. Amerikan Kalp Birliği aşırı şişmanlığı kalp-damar hastalıkları açısından büyük risk faktörü olarak kabul etmektedir. Çünkü aşırı şişman kişiler hareketsizlerdir ve beslenme alışkanlıklarında yağlı yiyeceklerin payı çok yüksektir. Bu da arterlerde plak oluşumunu hemen hemen garantilemektedir. Kilo artışı kan kolesterol miktarınızın artmasına, kilo verişinizde iyi kolesterolünüzün artmasını ve kötü kolesterolünüzün düşmesini sağlar.

BEL ÇEVRESİ: Bel çevresinin önemi de unutulmamalıdır. Günümüzde yapılan araştırmalar sonucu bel çevresinin erkeklerde 94cm’i kadınlarda 80cm’i geçmesi kalp hastalığı için risk faktörü sayılmaktadır.

SİGARA: Sigara içenler yüksek kolesterol seviyeleri açısından risk grubundadırlar. Sigara içenlerin arter iç duvarlarının yüzeylerinde düzensizlikler oluşur ve bu düzensiz yüzey daha çok yağ tutulumuna sebep olur. Sigara içenlerde HDL miktarları yaklaşık olarak %15 azalmaktadır. Genellikle hareketsiz yaşantı tarzına eğilimlidirler. Düşük HDL düzeyleri ile tütünün toksik etkileri bir araya geldiğinde kalp krizi riskinin arttığı görülmektedir.

AŞIRI ALKOL TÜKETİMİ: Aşırı miktarlarda tüketilen alkolün karaciğere zarar verici, kolesterol ve trigliserid düzeylerini yükseltici etkisi vardır.

2-Bireye Bağlı Olmayan Etmenler:

Genler: Kalıtım kolesterol seviyeleri üzerinde önemli bir etkendir. Bu sebeple ailenin tıbbi öyküsünün bilinmesi önemlidir. Ailede erken yaşlarda geçirilmiş kalp krizi veya kalp krizine bağlı ölüm öyküsü varsa koroner arter hastalığı veya yüksek kolesterol riski ailevi olarak artmaktadır.

Yaş: Yaşla beraber genellikle kolesterol düzeylerinde de artış görülür. 45yaş ve daha üstündeki erkekler, 55 yaş ve daha üstündeki bayanlar her yıl kolesterol seviyelerini ölçtürmelilerdir. Ayrıca sigara ve hareketsizlik gibi diğer risk faktörlerden mümkün olduğunca uzak durmalılardır.

Cinsiyet: Erkeklerde 45 yaş ve üzerinde yüksek LDL düzeyleri görülme sıklığı artar. Kadınlarda ise menapozu izleyen dönemlerde kolesterol seviyesinde belirgin artış görülmektedir.
Uzun Süreli Hastalıklar: Kronik hastalıklar yüksek kolesterole neden olabilirler. Çalışmalar diyabet, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları ve hipotroidizmin kandaki lipoprotein dengesini değiştirdiğini ve kardiyovasküler hastalık riskini arttırdığını göstermiştir.

Yüksek Kan Basıncı (Hipertansiyon): Hipertansiyon ile damar yapılarında değişiklikler oluşur ve risk artar. Ayrıca bazı tansiyon ilaçları LDL ve trigliseridleri arttırıp, HDL’yi düşürebilir. Kontrollere önem vermek gereklidir.

Stres: Stres ve yüksek kolesterol düzeyleri arasındaki ilişki henüz kanıtlanmamıştır. Ancak bazı araştırmacılar stres altındaki insanların kendilerini daha çok yiyerek veya alkol ve tütün tüketimini arttırarak teselli ettiklerini, bunun da kolesterol düzeylerini olumsuz etkilediğini savunmaktadır.

YÜKSEK KOLESTEROL TEDAVİSİ NASIL OLMALIDIR?

Kolesterolü düşürmede ve normal sınırlarda devamlılığını sağlamada en etkin ve zararı olmayan tedavi yöntemi yaşam boyu iyileştirici değişiklik tedavisidir. Diğer yöntemde ilaç tedavisidir. Ancak şu unutulmamalıdır ki, her kolesterol yüksekliği ilaç kullanmayı gerektirmemektedir. Bunu için mutlaka bir doktora danışılmalıdır.

Yaşam Boyu Değişiklik Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Kandaki kötü kolesterol(LDL) düzeyinde düşüşü sağlayan yaşam boyu iyileştirici değişiklik aslında aşağıda yer alan önemli stratejileri kapsayan bir tedavi biçimidir. Eğer kendinizi kontrol altına alırsanız sağlıklı bir kalbe sahip olursunuz.
1) Yaşam Boyu İyileştirici Diyet:
Bu diyetin açılımı daha az doymuş yağ ve kolesterol, bol posa içeren ve sağlıklı kilonuza kavuşmanızı ya da kilonuzu koruyacak enerjiyi sağlayan beslenme programıdır(Bunu planlarken günde 200mg’ın altında kolesterol ve toplam enerjinin %7’sinin altında doymuş yağ içermesine dikkat edilmelidir.).

Beslenmenizin Kolesterol ve Doymuş Yağ İçeriğini Azaltmak İçin;

  • Günlük et porsiyonunuzu azaltmalısınız. Haftada 1 kırmızı et, haftada 2-3 balık, haftada 1-2 tavuk veya hindi, haftada 2 kez de kuru baklagil tüketmelisiniz.
  • Etlerin az yağlısını ve yağsız kısımlarını tercih etmelisiniz(tavuğun göğüs kısmı, kırmızı ette ise yağsız dana eti gibi).
  • Pişirme yöntemi olarak kızartma ve kavurmayı değil fırınlama, haşlama ya da ızgara yöntemini tercih etmelisiniz.
  • Peynir, süt, yoğurt gibi doymuş yağ içeriği ve kolesterol içeriği olan besinleri az yağlı veya yağsız olarak tüketmelisiniz.
  • Hamur işi, pasta, börek, kurabiye gibi yağ içeriği yüksek besinleri beslenme alışkanlığınızdan çıkarmalısınız.
  • Sakatat tüketmemelisiniz(İşkembe, dil, ciğer, böbrek, dalak vb.).
  • Yumurtayı haftada en fazla 2 kez tercih etmelisiniz.
  • Aşırı tuzlu ve yağlı besinlerden uzaklaşmalısınız.

Kötü kolesterolünüzü düşürebilmek için yapacağınız yaşam boyu değişiklik diyetinde yapmanız gereken diğer önemli nokta da posa miktarını arttırmaktır.

Posa Miktarını Arttırabilmek İçin;

  • Ekmeğinizi kepekli, çavdar, yulaflı veya bol tahıllı olarak tercih etmelisiniz.
  • Mutlaka her gün 2-3 porsiyon sebze yemeği tüketmelisiniz.
  • Her gün 3-4 porsiyon meyve tüketmelisiniz.
  • Beyaz makarna veya pirinç yerine kepekli makarna ya da kabuklu pirinç ya da bulgur tüketmelisiniz.
  • Kurubaklagillere beslenmenizde mutlaka yer vermelisiniz.

Yağ Kullanımı:
Yemeklerinizi pişirirken kullandığınız yağın çeşidi çok büyük önem taşımaktadır. Asla katı yağ, margarin veya tereyağı kullanmamalısınız. Yemeklerinizi sıvıyağ ile pişirmelisiniz. Pişirirken kullandığınız yağın miktarı da büyük önem taşımaktadır. Yararlı yağların bile kullanılması fazla miktarda yağ tüketimi yine kötü kolesterolünüzü yükseltebilir ve kalp hastalığı riskinizi arttırabilir.

2) Vücut Ağırlığı Denetimi:
Bel/kalça oranınız ve kilonuz fazla ise kilo vermeniz kötü kolesterolünüzün düşmesine yardımcı olur.

3) Fiziksel Aktivite:
Her gün en az yarım saat fiziksel aktivite yapmak gerekmektedir. Yapacağınız fiziksel aktivitenin türü ne olursa olsun HDL kolesterolünüzü yükselecek, LDL kolesterolünü düşürecektir.