Yanlış Yapılan Diyetler

Aşırı besin alımı, yetersiz fiziksel aktivite, psikolojik nedenler, genetik faktörler, nöroendokrin bozukluklar, cinsiyet, aşırı alkol kullanımı gibi birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan ve gün geçtikçe sıklığı artan şişmanlık tek başına olduğu gibi aynı zamanda komplikasyonlarıyla da insan ömrünü kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık problemidir.

Oysa ki, tüm dünyayı saran zayıf olma tutkusu, şişmanlığın bir sağlık problemi olduğunu unutturup estetik bir kaygı haline gelmesine neden olmuştur. Özellikle yaşam boyu davranış değişikliği yapmayı göze alamayan kişiler için hızlı ve kolay kilo verme, karşı konulması güç olan bir fikirdir. Yaz aylarına yaklaşırken kilo verme fikrinin cazibesi, kilo verme yarışı, en hızlı kilo verdiren diyeti uygulama isteğini doğurmaktadır. Sonuç??? Boşa harcanan paralar, zaman, tekrar alınan kilolar, başarısızlığın yarattığı psikolojik sorunlar ve bir sürü sağlık problemi…

Obezite; tekrar ortaya çıkma potansiyeline sahip, uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyan kronik bir durumdur. Bu nedenle zayıflama programı bireye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirebileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Tek gıda rejimi, sadece çiğ besinlerle beslenme, lahana çorbası tüketme, karbonhidratla proteini ayırmak gibi fantastik diyet yöntemleri birçok sebepten ötürü hiçbir işe yaramamaktadır. Şişmanlığın tedavisinde asla kullanılmamalıdır.

Kilo verme planının içinde aç kalmanın iyi bir başlangıç olduğunu düşünerek çok düşük kalorili, ketojenik olarak adlandırılan bu şok diyetler, vücut için gerekli besin öğelerini içermediği gibi gerekli olan enerjiyi de sağlayamamaktadır. Yeterli enerjinin sağlanamaması, asıl amacı yağ kaybı olan zayıflamanın kas ve su kaybıyla sonuçlanmasına neden olur. Şok diyet uygulaması aşırı acıkmanın neden olduğu, sinirlilik, atipik sosyal davranışlarla karakterize psikolojik sorunları da ortaya çıkarabilmektedir. Hormanal bozukluklara neden olan ve genç kızlar tarafından çok fazla kullanılan düşük kalorili şok diyetler; ergenliğin gecikmesi, menstruasyon düzensizliği ve menstruasyon döneminin sona ermesi gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.

Zayıflamak için uygulayacağınız beslenme programınız yaşam boyu uygulayabileceğiniz, beslenme alışkanlıklarınıza, damak zevkinize, sosyal yaşamınıza uygun ulaşılabilir hedefler sunmalı ve en önemlisi size özel olmalıdır. Şok diyetlerin kişiye özel olmaması ve düşük enerji içeriğinden dolayı metabolizmayı yavaşlatması verilen kiloların fazlasıyla geri alınmasına neden olmaktadır. Aç kalmanın vücudu toksinlerden arındırdığı gibi yanlış bir görüş de vardır. Aksine enerji gereksinimi için karbonhidratların kullanılmaması keton cisimcikleri olarak bilinen vücut kimyasallarının artmasına neden olacaktır. Ketozis, böbreklere yük getirerek sağlık problemlerine neden olmaktadır.

Kiloya bağlı herhangi bir sağlık probleminiz varsa veya olduğunuz kiloyu korumakta zorlanıyorsanız, mutlaka bir beslenme uzmanından yardım almalısınız. Diyet yapmayı kendinizi daha yakından tanıyabildiğiniz içsel bir yolculuğa dönüştürmelisiniz.

Bedeniniz fizyolojik bir mekanizma doğrultusunda açlık ve tokluk hissetmektedir. Şok diyetler ya da moda diyetleri uygulamak bu mekanizmayı bozmak ve bedeninize karşı savaş açmak anlamına gelir ki, her durumda savaşı kaybeden yine siz olursunuz. Zayıflamak uğruna yanlış yollara saparak, yanlış yöntemler uygulamak yerine; ilk ve son olarak bir uzmandan yardım alarak bedeninizin sesine kulak verip, kilo vermeyi mutluluk veren doğal bir süreç haline getirerek ideal kilonuza ve sağlığınıza kavuşabilirsiniz.