İletişim Formu

0-18 YAŞ NASIL NORMALLEŞMELİ?

03 Haziran 2020

Evde kalmakta en çok zorlanan ve bu durumdan en çok etkilenen maalesef ki 0-18 yaş grubu oldu. Bebekler,  aileleri kısa yürüyüşler yaparken pusetlerinde rahatça havanın tadını çıkarırken, okul öncesi çocuklar havalar biraz ısınınca hemen parka gitmek için anne babalarının bacaklarından çekiştirmeye başlardı. Okul çağı çocukları belki dersleri sevmezdi ama o okul bahçesinde teneffüste kurdukları oyunlar o kadar tatlıydı ki. Ve belki de süreci en zor yaşayan sosyalleşmeyi en çok seven  Z kuşağı gençlerdi. Tüm 0-18 yaş arası grup bir anda kendini evden çıkamaz buldu. Ebeveynler için ise durum daha fena. Oyun çağında, arkadaşlarıyla mutlu çocuklarla evde kalmak ve onları mutlu etmeye çalışmak için yeni fikirler üretmek hiç kolay değil. Düşünsenize sokağa çıkıp enerjisini atamadığı için evin içinde oradan oraya koşturan çocuklar ve onları idare etmeye çalışan anne babalar. Veya kendini televizyon, telefon, tablet, Xbox, playstation alemine kaptırıp gününü ekran karşısında geçiren gençler ve bu durum karşısında panikleyen aileler. Süreç hiç kimse için kolay geçmedi. Peki, şimdi nasıl normalleşecek çocuklarımız, gençlerimiz?

0-18 yaş arası kısıtlamalar devam ederken aile bireylerinin çalışma hayatına dönmek zorunda olması ile kreşler de açıldı. Birçok anne-baba bu konuda oldukça endişeli ve ne yapacağını bilemez halde. Endişelerinizde çok haklısınız. Siz birbirlerine olan sevgilerini öperek, sarılarak gösteren; oyuncak kavgalarını elleriyle çekiştirerek yapan; kaşıkla çatalla yemek yemekten sıkılıp tüm elini yemek tabağına daldırıp bunu bir oyun haline getiren bir yaş grubuna sosyal mesafeyi anlatmak zorundasınız. Eğer imkanınız var ise çocukları servislerle göndermek yerine kendi aracınız ile bırakabilirsiniz. Kreşe giderken giydiği kıyafetleri içeri girince değiştirmesi ve farklı bir kıyafet ile gününü geçirmesi ile riski biraz daha azaltabiliriz. Ama en önemlisi yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da el hijyeni. Mutlaka kreşe girince, tuvaletten çıktıktan sonra, yemeklerden önce elini yıkaması gerektiğini belki bir oyuna çevirerek anlatmalısınız. Bu konuda kreş öğretmenlerinden veya psikologlardan yardım alabilirsiniz. Tüm gününü kreşte geçiren bir çocuk öğünlerinin birçoğunu kreşte yapmak zorunda kalıyor. Kreşler için özel hazırlanmış menüler ile çocuklarınızın büyüme ve gelişmesi için uygun besinleri yeterli miktarlarda alması önemli. Yemek yenilen yerlere çocukların hepsinin aynı anda değil sosyal mesafe kurallarına uyularak grup grup alınması ve yemek öncesi-sonrası mutlaka ellerinin yıkanması oldukça önemlidir. Gün boyunca mutlaka yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır. Eve geldiğinde ise yine üzerindeki tüm kıyafetler değiştirilmeli ve mümkünse banyo yapmalıdır. Akşam yemeği için kreş menüsüne bakarak o günkü eksik besin grubunu telafi edecek şekilde bir hazırlık yapmanız iyi olacaktır. Örneğin o gün kreşte bezelye, pilav, yoğurt gibi bir menü varsa akşam yemeğinde et, tavuk, balık, kurubaklagil gibi bir protein menüsü oluşturulmalıdır. Bu yaş grubundaki çocuklar sebze yemeyi çok fazla sevmezler. Fakat sebzelerin bağışıklık sistemimiz için önemli bir rolü olduğu unutulmamalıdır. Bu yaştaki çocuklar keskin tat ve kokulara karşı oldukça hassastır. Bu yüzden lahana, kereviz, karnabahar gibi sebzeleri tüketmek istemezler. Keskin tatlar yerine daha nötr tatları olan domates, havuç, kabak gibi sebzeleri tercih etmeniz daha iyi olacaktır. Günlük meyve tüketimine dikkat edilmeli ve eğer mümkünse her gün farklı meyveler çocuğa verilmelidir. Okul öncesi dönem çocuğu taklitçidir. Kız çocukları anneyi, erkek çocukları ise babayı taklit eder. Bu yüzden evde hijyen kurallarını ve beslenme alışkanlıklarını çocuğunuza benimsetmek için kendinizi rol model olarak kullanabilirsiniz.

Okul çocuğu çocuklar için ise süreç evde uzaktan eğitimle devam ediyor. Erken saatlerde dersleri başlıyor ise mutlaka ders öncesi kahvaltısını yapmalı düzenli olarak öğlen ve akşam yemeklerini tüketmelidir. Ara öğünlerde kalsiyum ihtiyacını karşılamak için süt ürünleri, vitamin ihtiyacı için meyveler beslenme rutininde yer almalıdır.

Küçük yaş gruplarına göre gençlerin bağışıklık sistemleri hastalıklarla daha iyi savaşacaktır. Fakat özellikle kız çocuklarında vücut ağırlığını azaltmak için yanlış diyet yapılması, yetersiz enerji ve besin öğesi alımı bağışıklık sistemlerinin güçsüz düşmesine yol açabilir. Normalleşme süreci ile evdeki tencere yemekleri yerine besin değeri düşük fast-food tüketimine başlayan genç arkadaşlarımızı da buradan uyaralım. Normalleşme süreci sağlıksız besleneceğimiz bir dönem değil, hala hastalıklardan vücudumuzu korumamamız gerekiyor. Sağlıksız hayvansal yağlardan, ketçap-mayonez gibi soslardan ve kızartma ürünlerden uzak durmaya çalışalım.

Aslında temel kurallar hepimiz için var. En önemlisi mesafeye dikkat etmek ve hijyen kurallarına mutlaka uymak. Bağışıklık sisteminin güçlü olması, maruz kaldığınız herhangi bir mikroba karşı vücut direncinin düşmesini önlemek açısından oldukça önemlidir. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için ise yeterli ve dengeli beslenmek, alınması gereken makro ve mikro besin gruplarını almak önemlidir. Çocukları izinli oldukları günlerde dışarı çıkarmak ihtiyaçları olan D vitaminin sentezlenmesi için gereklidir. A-D-E-C vitaminleri önemli antioksidan vitaminlerdir. Ayrıca demir ve çinko minerali çocuklar ve gençler için hem büyümede hem de vücut savunmasında görevlidir.