Bunları Yersek Ne Olur?
Dünyada kanserli hasta sayısı her geçen gün biraz daha artmaktadır. Yapılan araştırmalar 2018 yılında dünyada görülen kanser vakaları toplam 17 milyon kişinin üzerinde ve bu sayının 2030 itibariyle %62 artacağını söylüyor. Aynı zamanda araştırmalar yediklerinizin de genlerinizde etkili olduğunu söylüyor.
Peki siz besin tüketiminize dikkat ediyor musunuz? Hangi besinlerin kanser riskini tetikleyebilir?
Rafine şeker ile başlayalım. Tümörlü hücrelerin normal hücrelere göre daha fazla şekere ihtiyacı olmaktadır. Tek bir enerji kaynağı vardır, o da şekerdir. Vücudunuzda bir kez ortaya çıktıktan sonra, büyümeye devam etmeleri düzenli glikoz alımına bağlıdır.
Cips ve benzeri fast food türü yiyecekler yüksek oranda yağ ve sodyum içermektedir. Aynı zamanda birçok koruyucu madde ve gıda renklendiren maddeler de barındırmaktadırlar. Yüksek sıcaklıkta kızartıldıkları için sigarada da bulunan bir kanserojen olan akrilamide zemin oluşturmaktadırlar.
Paketleri yiyeceklerin etiket kısımlarında yer alan trans yağın ne demek olduğunu biliyor musunuz? Trans yağ, doğal bir yağ türü değildir. İnsan sağlığı için oldukça zararlı olan trans yağ, bitkisel yağa yapılan bir işlemle elde edilir. Trans yağlar LDL dediğimiz kötü kolesterolü yükselterek kalp krizi, felç, damar tıkanıklığı ve kanser gibi pek çok ciddi hastalığa neden olmaktadır. Özellikle günümüzde hazır yiyeceklerin artmasıyla beraber trans yağ tüketimi de artmıştır.
İşlenmiş etleri de masum görmeyin! Salam, sucuk, sosis gibi besinler işlenmiş besinlerdir. Yapılan araştırmalara göre sıklıkla tüketilen işlenmiş etler kanser riskini %22 oranında arttırmaktadır.
Evde yaptığınız patlamış mısır yerine hazır paketlerde satılan mikrodalga mısırları tercih etmeniz tam tersi bir etki yaratmaktadır. Mikrodalga torbalarının içinde perflorooktanoik asit (PFOA) denilen kimyasal madde böbrek, mesane, karaciğer, pankreas ve testis kanseri riskini arttırmaktadır.
Alkol tüketimine dikkat! Yapılan araştırmalar tüketilen fazla alkolün ağız, yemek borusu, karaciğer, kolon, rektum ve meme kanseri riskini arttırdığını göstermektedir.
Balık alırken deniz balığı olmasına dikkat edilmelidir. Özellikle ticari çiftlik balıkçılığı, fazla sayıda balığı kalabalık bir ortamda yetiştirmek demektir. Tüketilen balıkların %60'ı, antibiyotiklere, böcek ilaçlarına ve çeşitli kanserojen kimyasallara maruz kaldıkları çiftliklerden gelmektedir. Ayrıca diğer balıklara göre çiftlik balıklarının omega-3 içerikleri daha düşük olmaktadır.
Market raflarında gördüğümüz konserve kutuları da o kadar masum değil. Konserve yiyeceklerle ilgili sorun yiyeceğin kendisinden değil depolama alanından kaynaklanmaktadır. Çünkü hemen hemen tüm alüminyum kutular kansere sebep olan bir madde ile kaplıdır. Domatesler ve asit oranı yüksek diğer yiyecekleri konserve kutusundan yemek çok tehlikelidir. Bu yüzden besinleri mevsiminde taze veya donmuş olarak tüketmek gerekmektedir.