Covid-19 Artışta
Evet hepimiz bayram tatili nedeniyle güzel bir hafta geçirdik. Seyahatlere gittik, akrabalarımızı ziyaret ettik, plajlarda vakit geçirdik ancak bu süreçte covid-19 pandemisini ihmal ettik. Kalabalık ortamlarda insanların birbirine temasının artması nedeniyle covid-19 vaka sayılarındaki artış haberlerde yerini almaya başladı. Henüz bu salgının bitmediğini bu nedenle mesafe kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz. Ancak artan vaka sayıları nedeniyle covid-19’dan korunmak veya virüse yakalandığınızda yaşadığınız semptomları azaltmak için hazırladığımız yazıya göz atmanızı isterim.
Quersetin
Quersetin ilk dönemlerde daha çok antialerjik etkisiyle ön plana çıkmaktaydı. Ancak artık quersetinin antioksidan, antiinflamatuar ve antiviral gibi bir çok özelliğe de sahip olduğundan söz etmemiz mümkün. Son birkaç yıldır hepimiz covid-19’dan korunmak veya yakalandıysak da hafif atlatmak için pek çok yönteme başvurduk. Özellikle bu süre zarfında birçok bitkinin covid-19 üzerinde etkileri incelenmiştir ve bu konu üzerinde çalışmalar da devam etmektedir. Polifenollerin antiviral etki gösterdiği bilinmektedir. Bunlar arasında da en güçlü etkiyi ise quersetin sağlamaktadır. Bu da quersetinin covid-19’a karşı olumlu etkilerinin olduğunu düşündürmüş ve yapılan çalışmalarla etkinliği net olarak tespit edilmiştir. Bu etkiyi virüsün konak hücreye girişini engelleyerek veya çinko iyonoforu üzerinden antiviral etki sağlayarak gösterdiği düşünülmektedir. Virüslere karşı günlük 1 g quersetin alımı önerilmektedir ancak fitozomal quersetin kullanılacaksa günlük 500 mg almak yeterli olacaktır. Quersetinden zengin besinlere ise pişmiş beyaz soğan, kızılcık, polen, acı sarı biber örnek verilebilir sofranızda bu besinlere de sık sık er verebilirsiniz. Covid-19 bazı kişilerde hafif bazı kişilerde ise ağır seyretmektedir. Bu durumun hücresel senesence yani hücre yaşlanması ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Quersetin de yaşlanan hücrelerin daha fonksiyonlu hale gelmesini sağlayarak covid üzerinde olumlu etki gösteriyor. Quersetin formları arasında vücutta en iyi emilim lipozomal ve fitozomal formlarda gerçekleşmektedir. Bu formlarda diğer formlara göre neredeyse 10 kat daha fazla biyoyararlanım sağlanmaktadır. 12 yaş üzeri çocuklarda da kullanımı güvenlidir. Ancak asprin gibi antikoagülan ve antitrombotik grubu ilaç kullananlar takviye olarak alacaksa kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmalıdır.
Glutatyon
Glutatyon vücuttaki en güçlü antioksidanlardan biridir. Glutamin, sistein ve glisin adında üç farklı amino asitten oluşur. Vücudumuzda doğal olarak bulunur ancak maalesef yaşla birlikte git gide azalmaktadır. Covid-19 hastalarında tespit edilen azalmış glutatyon seviyelerinin tedaviyi olumsuz etkilediği düşünülmektedir. Glutatyon eksikliğinin akciğer iltihabının şiddetlenmesine, akut solunum sıkıntısı sendromu yaşanmasına ve çoklu organ yetmezliğine neden olduğu düşünülmektedir. Ayrıca glutatyonun bağışıklığı kuvvetlendirme dışında, alerjileri geçirme, diğer enfeksiyonlardan koruma ve şeker regülasyonu sağlama gibi birçok faydası da bulunmaktadır. Bu sorunların yaşanmaması için bağışıklığı güçlendirmek adına glutatyondan faydalanabilirsiniz. Glutatyondan zengin besinler dediğimizde ise lahana, brüksel lahanası, enginar, karnabahar, sarımsak, soğan gibi sebzeler yeşillikler, tarçın, kimyon, zerdeçal gibi baharatlar örnek verilebilir.
Kısaca özetleyecek olursak vücudun sağlıklı kalması ve hastalıklardan korunması için mutlaka bu antioksidanın ideal seviyede bulunması gerekmektedir. Besinlerle veya takviye edici ürünlerle glutatyon eksikliğini gidererek daha güçlü bir bağışıklığa sahip olabilirsiniz.
Çinko
Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve vücuda girebilecek enfeksiyon ajanlarına hızlı bir bağışıklık tepkisi verilmesi için çinko minerali vücutta yeterli olmalıdır. Çinko ayrıca vücuda giren ve hasara neden olan enfeksiyonların etkilerini de azaltmaya yardımcı olmaktadır.
Yetişkin bireylerde günlük kadınlar 11 mg, erkekler ise 8 mg çinko almalıdır. Bunu karşılamanın en kolay ve en sağlıklı yöntemi ise dengeli bir beslenme ile yeterli miktarda çinko almaktır. Çinkodan zengin besinlere et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri örnek verilebilir. Bu besinlerin yeterli miktarda alınmaması veya çeşitli kronik hastalıklar, besin alerjileri, beslenme tarzı, sindirim sistemini etkileyen sorunlar da çinko eksikliğine neden olabilir. Bu durumda ise uzmanlar tarafından yapılacak testler ve değerlendirmeler ışığında çinko takviyelerinden faydalanılabilir. Ayrıca covid-19 teşhisi almış olan mevcut hastalar da ihtiyaç halinde günlük 30-60 mg’a kadar bölünmüş dozlarda çinko takviyelerinden destek alabilir. Takviyelerin formları çinko asetat, sitrat, pikolinat veya oral yoldan glisinat olabilir. Pastil olarak çinko glukonat da kullanılabilir.
D Vitamini
D vitamini bağışıklık üzerinde en etkili vitaminlerden birisidir bu yüzden eksikliğine dikkat edilmelidir. Hem doğal hem sonradan kazanılmış bağışıklığı güçlendirir. Ayrıca antioksidan etki de göstermektedir. Özellikle üst solunum yolları enfeksiyon riskini de azaltmaktadır. Son yapılan çalışmalarda D vitamininin yaşlı bireylerde covid-19 belirtilerini azaltmada etkileri ön plana çıkmaktadır. D vitamini eksikliği olanların covid-19’a yakalanma riskinin de yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ve ölüm oranı da neredeyse 7 kat artmaktadır. Ancak korunma döneminde ihtiyacınıza göre alınan takviyelerin hastalık dönemine göre daha etkili olduğu da görülmektedir. Eğer D vitamini eksikliğiniz varken enfeksiyona yakalanırsanız günlük 5000 IU alımı hastalık belirtilerini azaltmak için önerilmektedir. Ancak mutlaka eksikliğinin tespiti yapılara D vitamininden destek alınmalıdır.
C Vitamini
C vitamini, bağışıklık sistemini güçlendirmede ve enfeksiyonlardan korunmada oldukça önemli bir vitamindir. C vitamini antioksidan, antiinflamatuar ve antitrombotik özellikleri olan bir vitamindir. Covid-19 üzerindeki etkileri de hala araştırılmaktadır. Kritik durumdaki Covid-19 hastalarında damar içi yoldan C vitamini vermenin iyileşmeye katkı sağladığına dair çalışmalar da mevcuttur. Covid-19 hastalığının etkilerinin, virüsün vücutta yol açtığı sitokin fırtınası ile yakından ilgili olduğu düşünülmektedir. Bu maddeler ile dokularda hasar meydana gelir ve organ yetmezliğine kadar giden bir tablo gelişebilir. C vitamini bu sitokin üretimini azaltarak doku hasarını önlemektedir. Antioksidan etkisiyle de hasar görmüş organlarda oksidatif stresi azaltır ve doku iyileşmesinde de rol oynar. C vitaminin kritik hastalar üzerinde kullanımı yoğun bakım süresini de kısaltmaktadır. Covid-19 hastalığına yakalanmamak için de günlük C vitamini ihtiyacınız kadar vitamin almanız yeterli olacaktır. C vitamininden zengin besinlere kuşburnu, kivi, portakal, mandalina ve yeşil yapraklı sebzeler örnek verilebilir. Beslenmenizde bu besinlere yer vermelisiniz. Ancak verimsizleşen topraklar nedeniyle bu besinlerle de yeterli miktarda C vitamini alınamayabilir bu durumlarda takviyelerden destek alınabilir. Özellikle lipozamal C vitaminlerinin vücutta biyoyararlanımı daha yüksektir ve bu dönemlerde tercih edilebilir.