Diyabet Görülme Yaşı 20’lere Düştü! Diyabeti Yakından Tanıyalım
Çağımızın en yaygın görülen hastalıkları arasında yer alan diyabet yani şeker hastalığı, pankreasın vücut için yeterli miktarda insülin üretemediği veya vücudun insülini kullanamadığı durumlarda ortaya çıkar. Yüksek kan şekeri tablosu ile karakterizedir. Hastalığın tam adı olan Diabetes Mellitus, Yunanca’da şekerli idrar anlamına gelir çünkü kan şekeri belirli bir düzeyin üstüne çıktığında idrarda şeker görülebilir. İdrarla şeker atılırken beraberinde su kaybı da olur bu nedenle diyabetli bireylerde fazla susama hissi ve sık idrara çıkma durumu görülebilir. Hatta hastalığın ilk görüldüğü yer olan Mısır’da diyabet hastalarına yönelik ‘’O kadar susamıştı ki Nil nehrini içebilirdi’’ diye bir tabir ortaya çıkmıştır. Diyabet tedavisinde sıklıkla kullanılan insülin hormonu Fredrick Bantig tarafından bulunmuştur. Onun anısına doğum günü olan 14 Kasım, diyabetli bireyleri anlamak ve bu hastalığa karşı farkındalık oluşturmak için Uluslararası Diyabet Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından Dünya Diyabet Günü olarak ilan edilmiştir. Bu hastalığa karşı farkındalığı arttırmak için kasım ayında farklı etkinlikler düzenlenir. Tip 1 ve Tip 2 diyabet olmak üzere iki türü vardır. Tip 2 diyabet toplumda daha yaygındır ve diyabetli bireylerin %90’ını bu bireyler oluşturur. Diyabet ve beslenme birbirinden ayrılmaz 2 kavramdır. Gelin birlikte diyabetle ilgili akıllardaki soruları yanıtlayalım.
Kan Şekeri Kaç Olmalı ?
Diyabet, diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altında tutulabilen bir hastalıktır. Diyabetin sağlıklı yönetilebilmesi için kişiye özel beslenme programı hazırlanmalıdır. Amerikan Diyabet Derneği'ne göre, diyabetli insanlar için açlık kan şekeri hedefi 80 ila 130 mg/dl arasındadır. 2 saatlik tokluk kan şekeri hedefi de ≤ 180 mg/ dl'dir. Ancak bu hedeflerde kişiden kişiye değişiklikler olabilir.
Hipoglisemi Durumunda Ne Yapmalı ?
Diyabetli bireylerde kan şekeri düşüklüğü yani hipoglisemi görülebilir. Kan şekerinin 70’in altına düşmesi hipoglisemi olarak kabul edilir ancak bu rakam kişilere göre farklılık gösterebilir. Hipoglisemi anında dudak, dil ya da yanakta karıncalanma ve uyuşma, düzensiz veya hızlı kalp atışı, kaygı, sinirlilik, soluk ten, terleme, titreme ve yorgunluk görülebilir. Hipoglisemi durumunda 15 g karbonhidrat içeren bir öğün yapılıp 15 dk beklenir ve şeker ölçümü yapılır. Kan şekeri 80’in altındaysa tekrar 15 g karbonhidrat içeren bir öğün yapılır ve 15 dk sonra şeker ölçümü tekrarlanır. Bu uygulama şeker seviyesi ideale gelene kadar tekrarlanır. Buna da 15/15 kuralı denir.
Diyabette Beslenmenin Etkisi
Diyabette kan şekeri kontrolünün sağlanması için sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması oldukça önemlidir. Aksi takdirde kan şekeri çok yüksek seviyelerde ilerlerse yorgunluk, hafıza sorunları, hızlı düşünememe, sinirlilik, kalp krizi, inme, görme fonksiyonlarında bozukluk, böbrek hastalıkları, sinir hasarı, ayaklarda damar tıkanıklığı veya diyabetik ayak gibi sağlık sorunları görülebilir.
Diyabette Beslenme Nasıl Olmalı ?
Kan şekerinin dengeli seyredebilmesi için karbonhidrat kaynakları arasında glisemik indeksi düşük besinler tercih edilmelidir. Peki sıkça duyduğumuz glisemik indeks kavramı nedir? Glisemik indeks, tüketilen besinlerin kan şekerini yükseltme hızı olarak tanımlanır. Glisemik indeks kavramı karbonhidrat içeren besinlerde karşımıza çıkar. Besinler eşit miktarlarda karbonhidrat içerse de kan şekerini arttırıcı etkileri birbirinden farklıdır. Glisemik indeksi yüksek besinler kan şekerini ani yükseltir ve ani düşürür bu durum kan şekerinin dalgalanması ve bozulmasına sebep olur. Düşük glisemik indeksli besinler ise vücudun insülin duyarlılığını arttırır, açlığı azaltır ve uzun süre tokluk hissi yaratır. Ancak şeker seviyesini etkiler düşüncesi ile bütün karbonhidrat kaynakları diyetten çıkarılmamalıdır. Çünkü tam tahıl ürünleri, sebze ve meyve gibi karbonhidrat kaynakları vitamin, mineral ve lif bakımından zengindir. Lif içerikleri nedeniyle kan şekerini dengelemeye yardımcı olur. Beyaz ekmek yerine esmer ekmek çeşitleri, beyaz pirinç yerine esmer pirinç, bulgur, karabuğday gibi tahıl ürünleri, normal makarna yerine esmer makarna çeşitleri tercih edilmelidir.
Diyet ile alınan yağ miktarı ve türü de diyabeti kontrol altında tutmak için önemlidir. Hayvansal kaynaklı doymuş yağlar yerine zeytin, zeytinyağı, ceviz, badem, fındık gibi bitkisel yağların tercih edilmesi insülin seviyeleri üzerinde olumlu etkiler sağlar.
Diyabetli bireylerin sağlıklı beslenme planında günlük enerjinin %10-20’sinin proteinlerden sağlanması gerekir. Ancak diyabete bağlı böbrek problemleri gelişmiş ise diyetle protein alımının sınırlandırılması gerekebilir. Genel olarak özetleyecek olursak diyabetli bireyler için günlük alınan enerjinin %45-65’ı karbonhidratlardan, %15-20 proteinlerden ve %25-30’u yağlardan sağlanmalı ve öğün düzeni ana ve ara öğünlerle oluşturulmalıdır. Kan şekerinin dengeli seyretmesi ve diyabetin kontrol altında tutulması için beslenme programına uygun bir egzersiz planı da oluşturulmalıdır. Çünkü egzersiz yiyeceklerin parçalanması sonucu oluşan şekerin, kas dokuları tarafından kullanılmasını hızlandırır, kan şekeri kontrolünü sağlar ve diyabetli bireylerde vücut ağırlığının azalmasına yardımcı olur.