İçimiz Yanıyor!
YANGIN DUMANINA DİKKAT!
Son haftalarda özellikle Akdeniz ve Ege Bölgelerimizde yoğunlaşan orman yangınları vatandaş olarak bizleri bir hayli üzmektedir. Ülkemizin içinden geçtiği bu zorlu mücadele de gerek orman yangınlarında görevli profesyoneller gerekse vatandaşlarımız canla başla yangını söndürmek için mücadele etmektedir. Vatanımızın cennet köşelerinde meydana gelen bu yangınlar, doğaya salınan kül tanecikleri ve vücudumuzda zehirlenmelere yol açabilen karbonmonoksit, karbondioksit ve nitrojen oksit gibi binlerce toksik gazların temiz havaya dağılmalarına neden olmaktadır. Bu durum yaşamımız için gerekli olan nefes alıp-verme sırasında soluduğumuz havadakitoksik maddelerin akciğerlerimize ve vücudumuza girereksağlığımızı tehdit etmesine neden olmaktadır.
SAĞLIKLI BEDEN DEMEK DİRENÇLİ VÜCUT DEMEKTİR!
Astım, akciğer hastalıkları ve kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarına sahip olanların, yaşı ilerlemiş olanların; bunun yanı sıra dumana maruz kalınan zamanın uzunluğunun artmasına bağlı olarak orman yangınlarının ortaya çıkardığı dumanların vücudumuza verdikleri zararlar artmaktadır.Yangın dumanı 4-5 km çevrede bulunan bireyleri etkilemektedir. Peki, yangın dumanına maruz kalındığı zaman ne yapmalı? İlk olarak yangın dumanına maruz kalan bireyler hemen havanın daha temiz olduğu yerlere götürülmelidirçünkü temiz hava ile kanımızda oksijen yoğunluğunun artırılması hayati önem taşımaktadır. Söndürme ekibinde olan profesyoneller bu konuda ilk yardım eğitimini almışlardır.Yangınlara müdahale sırasında Covid-19 salgını ile birlikte günlük hayatımıza giren N-95 maskeler de bizleri duman partiküllerine daha şiddetli maruz kalmaktan koruyacaktır.Yine televizyonlarda sık sık gördüğümüz bir diğer yardım metodu ise yangınla mücadele edenlere yoğurt ve ayran takviyesi yapılmasıdır. Ancak bilimsel literatür de yoğurt takviyesinin yangın dumanıyla meydana gelen zehirlenmelerden koruduğuna dair çalışma henüz bulunmamaktadır. Yoğurdun yangın dumanına karşı koruyup korumadığını bilmesekte, bildiğimiz bir şey var; oda sağlıklı bireylerin bu tarz zehirlenmelere karşı daha dayanıklı olduğudur. Yani yoğurdun sadece yangın sırasında aklımıza gelmesi bizi o yangına karşı ne korur ne de mücadele yeteneğimizi artırır. Bizi dumandan koruyacak yegâne ölçü sağlıklı bedende saklıdır. Bu nedenle süt ve yoğurdu sadece yangın sırasında değil her gün en az 2 porsiyon tüketmeliyiz. Bunun yanında yeterli enerji ve protein alımı, sağlıklı bir besin örüntüsüyle birlikte düzenli beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak, daha sağlıklı bir vücuda sahip olarak yangınlarla daha iyi mücadele etmememizi sağlayacaktır.
YOĞURT DEĞİL, SU İÇMEK HAYAT KURTARIR!
Ülkemizde yaşanan aşırı sıcaklar, nem, rüzgarlar ile arazinin dağlık ve engebeli olması nedeniyle yangınların söndürülmesi zorlaşmaktadır. Ancak yangın bölgesinde olan yangına müdahale ekibi ve vatandaşlar yangının da etkisiyle 50 dereceleri geçen sıcaklarla mücadele etmektedir. Bu durumlarda bütün gün dağ bayır demeden canla başla yangınlarla mücadele ederken vücudumuzda su ve elektrolit dengesi bozulmaktadır. Bu durum duman zehirlenmeleri dışında bayılmalara, ishallere, aritmilere ve kas kramplarına yol açabilir. Bu nedenle öncelikle mutlaka bol su içilerek vücudumuzun kaybettiği suyu yerine koymamız gerekmektedir. Terleme ile kaybedilen elektrolitleri de yerine koymak için ise maden suyu tüketmek bir tercih olabilir. Maden sularının içinde elektrolitler bulunur. Bu içerik yangın sırasında vücudumuzda kaybedilen su ve elektrolitleri yerine koymaya yardımcı olacaktır. Yangın sırasında eğer gönüllü olarak profesyonel ekibe malzeme taşıyorsanız evinizde onlar için su, elektrolit ve karbonhidrat içeriği ile enerji almalarına da yardım edecek bir içecek hazırlayabilirsiniz. 1 litre kaynatılmış su içine, 2 çorba kaşığı toz şeker, 1 çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı karbonat ekleyip karıştırabilirsiniz. Unutmayın! Bu içeceğin dışında günde mutlaka 2.5-3 L su içmelisiniz.
Yangında hayatını kaybeden ve şehit olan orman işçilerimiz ve vatandaşlarımız için yakınlarına ve milletimize baş sağlığı dilerim, böyle bir doğa felaketiyle ülkemizin bir daha karşılaşmamasını temenni ederim.