İletişim Formu

İNSÜLİN DİRENCİ AÇLIĞINIZIN SEBEBİ OLABİLİR

02 Nisan 2021

 
Bu konuyu iyi anlamak için önce insülinin vücudumuzdaki görevini bilmek gerekir. Yediğimiz gıdalar vücudumuzda parçalandıktan sonra şekere (glikoza) dönüştürülür. Bu şeker de kan yoluyla vücut doku ve hücrelerine taşınır. Taşınan bu şekerin vücut hücrelerinin (kas, yağ ve karaciğer hücreleri gibi) içine girmesi insülin sayesinde olur. İnsülin kan hücresine bağlı olan şekeri oradan kopararak hücre içine girmesini sağlar. Böylece kandaki şeker düşer, enerjiye ihtiyacı olan hücrelere de şeker aktarılmış olur. (Burada konuyu daha basite indirgemek için şöyle bir benzetme yapalım. Şeker yani enerji bir arabanın deposundaki yakıttır. Motorun çalışması için bu yakıta ihtiyacı vardır. Aradaki irtibatı sağlayan yakıt hortumu ise insülindir. İnsülin yoksa depodaki yakıt bir işe yaramaz.) Enerji ihtiyacından fazla olan şeker ise insülin tarafından yağa dönüştürülür ve depolanır. İnsülin aynı zamanda yağ depolayan bir hormondur. Ağırlık kontrolünde insülinin ne kadar önemli olduğunu buradan anlayabilirsiniz. 
 
 
İnsülin direnci deyince karşımızda nasıl bir tablo görüyoruz?
Yemek yiyince kanda artan kan şekerini düşürmek, yani normale getirmek için insülin hormonu salgılanır. İnsülin direnci oluştuğunda ise insülin hormonu kandaki şekeri hücrelerin içine gönderemez; yani kan damarıyla hücre arasında adeta bir duvar örülmüştür. Bu durumda vücut kandaki şekeri düşürmek için daha çok insülin salgılar. Aşırı salgılanan insülin kan şekerini düşürmeyi başarır ancak bu aşırı salgılanan insülin açlık hissine, daha çok yeme ve atıştırmaya neden olarak bir kısır döngü oluşturur. (Yukarıdaki örnekteki gibi düşünürsek yakıt hortumunda bükülme var ve motora az yakıt geliyor. Motor randımansız çalışıyor.)
Bu salgılama işlemini sonsuz değildir ve bir müddet sonra insülin üreten pankreas yorulur ve vücut yeterli insülin üretemez hale gelir. (Yakıt hortumunda tama yakın tıkanma-diabet başlangıcı). Kanda giderek yükselen şeker, tip 2 diyabet, obezite, hipertansiyon, ateroskleroz gibi kronik hastalıkların oluşması için zemin hazırlar. 
 
 
İnsülin direnci mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Eğer insülin direnciniz varsa ve kilolu bir bireyseniz zayıflamanız sağlıklı diğer kişilere göre çok daha zor olacaktır. 
Eğer halsizlik, konsantrasyon bozukluğu, yemeklerden sonra uyku basması, kilo alma, kilo verememe, sık acıkma, tatlı krizleriniz oluyorsa, bel çevreniz erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm’nin üzerinde ise kan şekeri ve trigliserid düzeylerinde yükseklik varsa, fibrokistik meme,  polikistik over gibi hastalıklarınız varsa mutlaka insülin direncinizi ölçtürmeniz gerekir. Bir gün doktorunuzdan ‘Sizde şeker hastalığı başlamış’ sözünü işitmek istemiyorsanız insülin direncinizi ölçtürmeye ihmal etmeyin. Ve tabi ki beslenme alışkanlıklarını gözden geçirin.
Ani açlık krizleri ve sürekli atıştırmanın sorumlusu insulin direnci olabilir.
 
 
İnsülin direncinin tedavisinde doğru beslenme ve egzersiz en önemli silahlardır. Asıl amaç vücuttaki iç organlar etrafındaki yağ miktarını azaltmaktır. İnsülin direnci hakkında yeterli bilgi sahibi olarak yaşam tarzında yapılacak etkin düzenlemeler ile diyabet ve diğer kronik sağlık sorunlarının gelişimi engellenebilir. Burada en önemli olan doğru beslenme, doğru egzersiz ve çok gerekli görülürse ilaç kullanmaktır.
  İnsülin direnci tedavisi profesyonel ellerde “yönetilebilir” bir süreçtir. Bu konuda bir doktordan ve size özel bir beslenme programı oluşturacak bir beslenme uzmanından profesyonel yardım almak en doğru seçim olacaktır.